Sessiz İyilik Kalbi Aydınlatır
Herkesin tanınma isteği vardır. Yaptığımız işin kabul edilmesini, rolümüzün önemli olduğunun söylenmesini isteriz; bazen de biz olmasaydık bu işin yapılamayacağını söylemek isteriz.
Ancak uygulayıcı, erdemi kendi adına bağlamama konusunda eğitim almalıdır. Başkalarına bilinmeden yardım etmek, iyilikleri sadece biçim olarak saklamak anlamına gelmez. Yardım ederken “Bunu ben yaptım” düşüncesini büyütmeme çalışmasıdır.
Onur ve tanınma, onlara ne kadar sıkı tutunursak kalbi o kadar ağırlaştırır. Erdemi kendi adımız altında kurmaya çalıştığımızda karşılaştırma ve incinme duyguları kolayca peşinden gelir. Fakat kimse fark etmese de sorun değil diyen bir zihinle yardım ettiğimizde, o iyilik daha sessiz ve daha derin bir koku yayar.
Dünyevi işlerde bir şeyi duyurmak ya da açıklamak gereken zamanlar vardır. Ancak gerekli iletişim kendini sergilemekten farklıdır. Söylenmesi gerekeni söyleyin, ama içinizde “Ben yaptım” diyen bağlılığı yavaş yavaş bırakın.
Bugün kimse fark etmese de sorun olmayacak küçük bir yardım eylemi deneyin. O anda kalp hafifler ve iyilik yolu sessizce aydınlatan bir kandil olur.
Pratik, kendini öne çıkarmadan iyilik yapan zihindir. Kimse bizi tanımasa bile her şeyin yolunda olduğu hissiyle yardım ettiğimizde, liyakat daha sessiz ve derin bir şekilde gelişir ve kalbimiz hafifler.