Her şeyi olduğu gibi kabul etmenin bilgeliği
Birisi sabah bize yemek hazırladığında genellikle onu alır ve doğal biçimde yeriz. Fakat yemeğin içine ne konduğunu, neden böyle hazırlandığını ve arkasında hangi gizli nedenin olabileceğini durmadan kuşkulanmaya başlarsak, zihin hızla karmaşıklaşır.
Bugünkü öğretinin özü, bilgeliğin bütün olguların doğasını, görünüşünü ve koşullarını zorla aramamakta yattığıdır. Her varlık ve olgunun merak edebileceğimiz bir görünüşü, koşulları ve nedenleri vardır. Ancak bütün bunları tutup kazmaya çalışan zihin bağlılığa dönüştüğünde, şeyleri olduğu gibi görmek zorlaşır.
Budizm'de her şey sabit bir öz olarak değil, sebeplere ve koşullara göre bir süreliğine ortaya çıkan bir şey olarak görülür. Bu yüzden bir şeyle karşılaştığımızda onun özünü bütünüyle kavramaya çalışırsak ya da ancak her nedenini öğrendikten sonra rahat edebileceğimize karar verirsek, bunun yerine acı doğar.
Her şeyi olduğu gibi kabul etmek, düşünmeden yaşamak anlamına gelmez. Şimdi ortaya çıkanı, ona gereksiz kuşku ve bağlılık eklemeden farkında olmak demektir. Gördüğünde gör; duyduğunda duy; alınacak bir şey varsa al. Zihni karmaşıklaştırmayan bilgelik budur.
Bugün zihin bir şeyi fazla derine kazmaya çalıştığında bir an durun. Şu anki görünüşe olduğu gibi bakıp bakamadığınızı ve kendi düşüncelerinizin daha fazla acı ekleyip eklemediğini görün. Huzur, şeyleri olduğu gibi kabul eden zihinden başlar.
Her olgunun doğasını, görünüşünü ve koşullarını zorla kavrayıp derinlemesine kazıdığımızda zihin karmaşıklaşır. Her şey, sabit bir öz olmadan, sebeplere ve koşullara göre bir süreliğine ortaya çıkar; bu yüzden olduğu gibi farkında olun ve gereksiz kuşku ya da bağlılık eklemeyin. O zaman acı azalır ve zihin rahatlar.