Sözlerin Sesinden Sarsılma; Asıl Yeri Gör
İnsanlar kelimelerle kolayca sarsılırlar. Birisi bizi övdüğünde zihin hoşnut olur; Biri bizi eleştirdiğinde zihnimiz incinir. Nazik sözler sevinç getirir, sert sözler ise öfke ve acıyı doğurur.
Ancak öğreti tüm seslerin de boşluk gibi olduğunu söylüyor. Bir ses duyulduğu anda ortaya çıkar ama biz onu yakalamaya çalıştığımızda çoktan kaybolmuştur. Kelimeler net bir şekilde duyulur, ancak kalıcı bir içerikleri yoktur; ortaya çıkar çıkmaz şartlara göre dağılırlar.
Tıpkı bulutların gökyüzünden geçmesi gibi, sesler de kısa bir süreliğine boşlukta belirip sonra kayboluyor. Ama biz bu sözlere tutunuruz ve iyi, kötü, doğru, yanlış diyerek uzun süre zihnimizde tekrarlarız. Aslında kelimeler çoktan kaybolmuştur ama zihnimiz onları yeniden yakalar ve onları incinmeye ve öfkeye dönüştürür.
Bu nedenle uygulayıcı sadece kelimelerin içeriğini takip etmemelidir. Bu kelimelerin ortaya çıkıp yok olmasının doğasını da görmeliyiz. Övgülerle fazla şişmemeli, eleştirilerle fazla yıkılmamalı, sözlerin sesinden öte asıl yere bakabilmeliyiz.
Yine de bu, katlanmamız ve her kelimeyi atlamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Yanlış konuşma ve davranışlar akıllıca düzeltilmeli, sorumluluk gerektiren pozisyonlarda gerekli sözler de söylenmelidir. O zaman bile, yaralı duyguların sürüklenmesi yerine, sakin bir zihinle ve berrak bir bilgelikle karşılık vermeliyiz.
Kelimeler boşluk gibi gelir ve kaybolur. Onlara uzun süre tutunmak ve onlardan acı çekerek büyümek, zihnimizin bir alışkanlığıdır. Kelimelerin tuzağına düşmeden kelimeleri duymak, sese kapılmadan sesi duymak pratiktir.
Bugün dikkatle bakalım ki, övgü ve eleştiri, güzel söz ve sert söz, aklı çok fazla sarsmasın, sözlerin sesinin ötesindeki sessiz orijinal yeri hatırlayalım.
Kelimeler boşluk gibidir: Duyuldukları anda ortaya çıkarlar ve çok geçmeden kaybolurlar. Ancak çoğu zaman kaybolan kelimeleri aklımızda tutarız ve onlardan incinir ve öfkeleniriz. Övgülerle şişirilmemeli, eleştiri karşısında yıkılmamalı, kelimelerle sarsılmayan bir zihin geliştirmeliyiz. Bugün sese kapılmadan orijinal sessiz zihne bakabilir miyiz?