Aydınlandım Düşüncesini Bile Bırakmalıyız
On Öküz Gütme Resmi’nde hem kişinin hem de öküzün ortadan kaybolduğu sahne, boşluğun derin anlamını gösterir. Boşluk hiçbir şeyin var olmadığı anlamına gelmez. Her şey olduğu gibi vardır, fakat orada kavranabilecek sabit bir “ben” ya da “benim” özü yoktur.
Uygulama derinleştikçe, ne ehlileştirilen zihnin ne de onu ehlileştiren benliğin sabit olduğunu görürüz. Bu yüzden “bu benim zihnim”, “onu kavradım” ve “aydınlandım” düşünceleri bile bırakılmalıdır.
Seon’da bir söz vardır: Buda’yla karşılaşırsan Buda’yı bile bırak. Bu, Buda’yı inkâr etmek anlamına gelmez. Aydınlanma adı etrafında oluşan son bağlılığı bile terk etmek demektir. “Aydınlandım” düşüncesi güçlendiğinde, bu da benliğe bağlılık hâline gelir.
Boşluk nihilizm değildir. Şeyler olduğu gibi yaşanırken, tutunma ve bağlılığa kapılmamaktır. Acıkınca ye; uykun gelince uyu. Bunun içinde “bir şey kazandım” düşüncesi yapışıp kalmaz.
Bugün boşluğu hiçlik olarak görmeyin ve aydınlanma düşüncesinde bile kalmayın. Bu, hayatın olduğu hâli içinde bağlılığı bırakma günü olsun.
Boşluk hiçbir şeyin var olmadığı anlamına gelmez; kavranabilir bir benlik ya da benim olan bir şey olmadığı anlamına gelir. “Aydınlandım” düşüncesi bile bağlılık hâline gelebilir, bu yüzden o zihin de incelenmelidir. Bugün, bir şey kazandım düşüncesi olmadan doğal yaşayın.