Dharma Doğasını Görmek Tek Zihnin Özgürlüğünü Görmek Demektir
Dharma doğasını görmek, bazı özel nesneleri gözle görmek anlamına gelmez. Ona öz-doğa, Buda-doğası, Dharma doğası gibi isimler versek bile onu gizemli bir nesne olarak aramaya başladığımızda asıl anlamından uzaklaşmış oluruz.
Seon Budizm'de gerçek doğayı görmek, dıştaki bir nesneyi kavramak anlamına gelmez. Bu, tüm nesnelerin ve olayların ortaya çıktığı kaynağı doğrudan bilmek anlamına gelir. Gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz ve düşündüğümüz tüm koşullar tek bir aklın faaliyeti ve yansımasıdır.
Acı ve neşe, iyi ve kötü, doğru ve yanlış akıldan ayrı durmaz. Bu netleştiğinde, uygulayıcı koşullar tarafından sürüklenmez. Sevilecek daha az şey var, daha az nefret edilecek, kazanç olarak tutunulacak daha az ve kayıp olarak yıkılacak daha az şey var.
Eski insanlar bunu bir mani mücevherine benzetmişlerdi. Mani mücevheri kırmızıyla buluştuğunda kırmızıyı yansıtır; maviyle buluştuğunda maviyi yansıtır. Ama ne kırmızıya tutunur ne de maviye bağlanır. Sadece gelenleri yansıtır ve gidenleri bırakır.
Dharma doğası aynıdır. Çiçekler akıldır, rüzgar akıldır, acı akıldır ve sevinç akıldır. On bin farklı olgunun aslında tek bir aklın ortaya çıkışı olduğunu bildiğimizde, övgüye ya da suçlamaya, başarıya ya da başarısızlığa kapılmamız için hiçbir neden kalmaz.
Bu nirvana dünyasıdır. Nirvana ölümden sonra gideceğimiz bir yer değil. Ayrımcılığın ve bağlılığın ortadan kalktığı yerde, şu anda ortaya çıkan özgürlüktür. Dharma doğasını görmek özel bir dünya kazanmak değildir; kişinin başından beri özgür olan kendi zihnini doğrudan görmesidir.
Dharma doğasını görmek özel bir nesne kazanmak değildir. On bin şartın tek bir aklın ortaya çıkışı olduğunu ve onu kavramadan gelenleri yansıttığını bildiğimizde, başlangıçta özgür olan akıl ortaya çıkar.