Dağ ile Denizin Bir Olduğu Yeondeung Uluslararası Seon Merkezi
Dağ ile denizin bir olduğu uygulama alanı: Yeondeung Uluslararası Seon Merkezi.
Yeondeung Uluslararası Seon Merkezi'nde iki salon vardır: Kar Dağı Salonu (雪山堂) ve Yeşim Deniz Salonu (碧海堂).
Kar Dağı Salonu'nun dağı (山), yüksek ve sarsılmaz uygulamayı simgelerken, Yeşim Deniz Salonu'nun denizi (海) okyanus kadar geniş ve derin bilgeliği ve şefkati simgeler.
Dağ sarsılmaz; sessizce yerinde durur. Uygulayıcı da sayısız sınav ve zorluk içinde, dağ gibi sarsılmaz bir zihinle kendi yolunda yürümelidir.
Deniz, her nehri ayrım gözetmeksizin kabul eder. Hem berrak suyu hem de bulanık suyu içine alırken deniz genişliğini ve derinliğini asla kaybetmez. Aynı şekilde, uygulayıcının zihni de ayrımcı düşünceyi ve bağlanmayı bir kenara bırakıp, her varlığı kucaklayabilecek şefkat ve bilgeliğe doğru genişlemelidir.
Bu yüzden, Kar Dağı Salonu ile Yeşim Deniz Salonu'nun birlikte durduğu Yeondeung Uluslararası Seon Merkezi, hem dağı hem de denizi kucaklayan bir uygulama alanı olarak adlandırılabilir.
Burada anlam, Seongcheol Keun Sunim'in ünlü öğretisiyle doğal olarak devam eder: "Dağlar dağdır, sular sudur."
Başlangıçta dağı dağ, suyu su olarak görürüz. Ama uygulama derinleştikçe, bir zamanlar kabul ettiğimiz her şeyi sorgulamaya başlarız.
'Ben kimim?' 'Baktığım bu dünya nedir?' 'Sevmek ve sevmemek nereden doğar?' 'Beni ve başkasını ayıran bu ayrım nereden gelir?'
Bu uygulama derinleştikçe, sıkı sıkıya tutunduğumuz 'ben' ve 'dünya' hakkındaki ayrımcı görüş çökmeye başlar.
Ama uyanış, bu dünyayı terk edip başka bir dünya aramak değildir.
Ayrımcı düşünce ve bağlanma düştüğünde ve özgün zihnimizi doğrudan gördüğümüzde, dağ yeniden dağ, su yeniden su olur.
Yalnız, artık öncekiyle aynı dağ ve su değildirler.
Değişen dağ ve su değil, onlara bakan zihindir.
İşte bu yüzden Seongcheol Keun Sunim'in "Dağlar dağdır, sular sudur" sözleri, gerçeği tam olduğu gibi gören uyanış gözünü içimizde uyandırır.
Bu anlamda, Kar Dağı Salonu'nun dağı ile Yeşim Deniz Salonu'nun denizi çok daha derin bir simgesellik taşır.
Dağ, sarsılmaz uygulamadır. Deniz, sınırsız şefkattir. O dağı ve denizi tam olduğu gibi görmek ise bilgeliktir.
Dağ gibi kararlılıkla uygulamak, deniz gibi geniş bir şekilde kucaklamak, ve sonunda dağ ile deniz, ben ile başkası, iç ile dış ayrımının ötesine geçip her şeyi tam olduğu gibi görmek.
Uygulamanın yöneldiği yer işte orasıdır.
Böylece, Kar Dağı Salonu ile Yeşim Deniz Salonu birlikte durarak, Yeondeung Uluslararası Seon Merkezi yalnızca bir bina daha eklenerek tamamlanan bir uygulama alanı değildir.
Dağ ile denizin birbirine karıştığı, uygulama ile şefkatin birlikte yol aldığı ve bilgelik ile eylemin bir olduğu bir uygulama zemini olarak tamamlanmaktadır.
Dağ dağdır, deniz denizdir.
Ama dağ ile deniz birbirinden ayrı olmadığı gibi, uyanış ile gündelik yaşamımız da iki ayrı şey değildir.
Hem dağı hem de denizi barındıran Yeondeung Uluslararası Seon Merkezi'nde, dünyanın dört bir yanından uygulayıcılar birlikte zihinlerini geliştirir, kendilerini doğrudan görür, özgün zihinlerine uyanır ve o bilgelik ile şefkati yeniden dünyaya taşırlar—
İşte bu, Kar Dağı Salonu ile Yeşim Deniz Salonu'nun Yeondeung Uluslararası Seon Merkezi'nde birlikte gerçekleştirdiği derin anlamdır ve bu uygulama alanının yöneldiği uygulama ve uyanış yolu olarak adlandırılabilir.
Uygulamanın yöneldiği yer işte orasıdır.